17 Eyl 2026 10:00

Aynı genelgede yan yana duran iki cümle, aslında 2026-2027 eğitim öğretim yılının özetini veriyor: telefonlar çantada kalacak, yapay zekâ ise sınıfa resmen girecek. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla 81 ile gönderilen yeni genelge, öğretmenleri doğrudan ilgilendiren birkaç önemli değişiklik içeriyor.
Genelgeye göre öğrenciler ders saatleri boyunca cep telefonlarını sınıfa getiremeyecek; öğretmenlerin de ders sırasında telefon kullanması yasak. Cihazlar okul yönetiminin belirlediği yönteme göre toplanacak. Gerekçe olarak ders akışının korunması, öğrenci odaklanmasının artırılması ve siber zorbalığın önlenmesi gösteriliyor (Takvim, 2026).
Sağlık sorunu, özel gereksinim ya da acil iletişim ihtiyacı olan öğrenciler için okul idaresine dönem başında bildirilmesi koşuluyla istisna tanınabiliyor (Karar, 2026). Yani kural katı görünse de idarenin takdir alanı tamamen kapatılmış değil — öğretmenlerin bu istisnaları önceden bilmesi, sınıf içi anlaşmazlıkları önlemenin en pratik yolu.
Genelge yalnızca yasaklarla sınırlı değil. Yapay zekâ uygulamaları, robotik kodlama, düşünme eğitimi ve temel yaşam becerileri gibi 16 ders kademeli olarak; çevre, hukuk-adalet ve medya okuryazarlığı gibi 10 ders ise doğrudan uygulamaya girecek (Türkiye Gazetesi, 2026). Yani telefonun sınıf dışına çıkarılmasıyla boşalan dikkat, müfredat düzeyinde yapay zekâya yönlendiriliyor.
Genelge, dikkat dağıtan bir teknolojiyi (telefon) sınıf dışına çıkarırken, üretken bir teknolojiyi (yapay zekâ) müfredatın merkezine koyuyor. İki değişikliğin birlikte gelmesi tesadüf değil — mesele teknolojiyi tamamen dışlamak değil, hangi teknolojinin sınıfta hangi rolü oynayacağını yeniden tarif etmek.