Sınav Kaygısını En Çok Ne Besliyor? Türkiye'den Araştırmalar Aileyi İşaret Ediyor
21 Eki 2026 10:00

LGS ve YKS dönemi yaklaşırken evlerde bir atmosfer değişir: sofradaki konular, çocuğa söylenen cümleler, sessizlikler... Türkiye'de yayımlanan akademik çalışmalar sınav kaygısında en etkili etkenlerden birinin tam da bu atmosfer, yani aile tutumu olduğuna işaret ediyor.
Aile tutumu ne kadar belirleyici?
Demet Karakartal'ın Uluslararası Anadolu Sosyal Bilimler Dergisi'nde (2023) yayımlanan derlemesi, sınav kaygısında ebeveyn tutumlarının rolünü inceliyor. Sonuç: demokratik aile tutumu sınav kaygısını baskılamaya katkı sağlarken otoriter tutum kaygıyı artırıyor. Derlemeye göre olumsuz etki yaratan tutumlar otoriter yaklaşım, aşırı koruyuculuk ve yüksek başarı beklentisi; olumlu etki yaratanlar ise demokratik ve destekleyici tutumlar. Kişilik özellikleri, değerlendirilme korkusu ve zorlayıcı sınav koşulları da kaygıyı etkileyen diğer etkenler arasında (DergiPark).
Öğrenci ne yaşıyor?
Ali Rıza Yavrutürk'ün 2025'te yayımlanan nitel araştırması, 20 ortaöğretim öğrencisiyle (14 kız, 6 erkek) yapılan görüşmelere dayanıyor. Kaygıyı artıran etkenler beş kategoride toplanmış: kişisel, bilişsel, duygusal, çevresel ve fizyolojik. Öğrencilerin bildirdiği belirtiler arasında şunlar öne çıkıyor:
- Baş ağrısı ve odaklanma güçlüğü,
- Başarı düzeyinde düşüş ve düşük özgüven,
- Zihinsel boşluk, bilgiyi hatırlayamama,
- Sinirlilik, huzursuzluk ve erteleme.
Öğrencilerin başa çıkmak için kullandığı yollar ise akademik hazırlık, etkili zaman yönetimi, olumlu düşünme ve profesyonel destek olarak sıralanıyor (DergiPark).
Ebeveynler de etkileniyor
Cumhur Güngör'ün 2021 tarihli, 20 öğrenci ebeveyniyle yaptığı nitel çalışmasında ebeveynler LGS'yi gerekli görüyor, ama hazırlık sürecinin kendi stres ve kaygılarını artırdığını ve çocuklarının ruh halinde değişimlere yol açtığını belirtiyor; bazıları sürecin çocuğun sosyalleşmesini de engellediğini söylüyor (DergiPark). Yani kaygı, tek yönlü bir "çocuktan aileye" ya da "aileden çocuğa" akış değil; ev içinde birbirini besleyen bir döngü.
Aileler ve öğretmenler için öneriler
- Beklentiyi netleştirin ama baskıya çevirmeyin: "En iyi olmak zorundasın" yerine "elinden geleni yapmanı istiyorum" cümlesi, araştırmaların işaret ettiği demokratik ve destekleyici tutuma daha yakın.
- Belirtileri küçümsemeyin: Baş ağrısı, uyku ve iştah değişimi, sürekli sinirlilik gibi işaretleri "tembellik" olarak görmek yerine konuşun.
- Sosyal hayatı tamamen kesmeyin: Ebeveynlerin bildirdiği "sosyalleşemeyen çocuk" tablosu, kaygıyı artırıcı bir etken olabilir. Kısa ve düzenli mola ve spor, hazırlığın bir parçası olmalı.
- Rehberlik servisini devreye sokun: Kaygı yoğunsa okulun rehber öğretmenine ya da RAM'a başvurmak yararlı (bkz. psikososyal destek sistemi yazımız).
Sonuç
Sınav kaygısı çoğu zaman sadece öğrencinin sorunu değil, ev ve okul ortamının birlikte ürettiği bir durum. İyi haber şu: ortamın bir parçası olan her yetişkin, tutumunu değiştirerek bu denklemde etkili olabilir. Kaygı belirtileri günlük yaşamı bozacak boyuta ulaşıyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı.
Kaynaklar: Karakartal (2023); Yavrutürk (2025); Güngör (2021).


